Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba! Son zamanlarda "Kartpostal nasıl yazılır?", "Kartpostal göndermeye nereden başlayabilirim?" gibi sorular alıyorum. Bloga dönüş için "Yeni başlayanlar için kartpostal" yazısından daha güzel bir şey olamazdı sanırım.
O halde kartpostal nasıl gönderilir bilmeyenler için ya da daha önce hiç kartpostal yazıp göndermemiş kişiler için bilinmesi gerekenlere bir göz atalım.
Bilindiği üzere, kartpostallar çeşitli ebatlarda olabileceği gibi çoğunlukla 10cm x15cm ebatlarında ön yüzü bir görsel içeren, arka yüzü ise yazı yazmaya ayrılmış kartlardır. Kartpostallar zarf içerisinde ya da tek başına olmak üzere iki şekilde gönderilebilir.
Kartpostalın doğasına aykırı olmakla birlikte, zarf içerisinde göndereceğiniz kartı arka yüzünü istediğiniz notu yazdıktan sonra zarfa koymanız ve zarfın üzerine de alıcının adresini yazmanız yeterli. Elinizde pul yoksa zarfı postane gişesine uygun tarife ücreti karşılığında teslim edebilirsiniz. Elinizde tarife ücreti karşılığında pul varsa, bunları zarfınıza önceden yapıştırdığınızda postanelerde ayrıca bir ücret ödemeniz gerekmez.
Gelelim en yaygın kartpostal gönderme şekline... Kartpostalın boş olan arka yüzünü istediğiniz şekilde doldurduktan sonra, tarifeye uygun ücrette pul ekleyerek tek başına gönderebilirsiniz. Evet, kartpostallar hiçbir koruyucu malzeme ya da zarf içerisinde olmadan, olduğu haliyle alıcısına iletilebiliyor. Peki kartpostalımızın arka yüzünü doldurmak için nelere dikkat etmemiz gerekiyor? Gelin yukarıda ön yüzünü gördüğünüz bir örnek üzerinden anlatalım.
Kartpostalların arka yüzü tamamen boş olabileceği gibi, yazı alanı iki sütun olarak da karşımıza çıkabiliyorlar. Bunun nedeni, yüzeyin sol kısmına iletmek istediğimiz mesajın, sağ tarafına da kartın alıcısının adresinin yazılması gereği. Örnekte de görebileceğiniz gibi sol tarafa alıcının okumasını istediğiniz mesajınızı yazmanız gerekiyor. Tahmin edebilirsiniz ki, silinmeyecek bir kalemle ve okunaklı bir şekilde yazmak çok önemli. Ayrıca kartınızı zarfa koymayacağınız için, yazacağınız mesajı yolda postacıların da okuma ihtimalini göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu aşamada tarihi yazmayı da unutmamalısınız.
Yüzeyin sağ tarafına ise alıcının adı soyadı ve adresi yazılıyor. Bu kısmın okunaklı olması kartın adrese ulaşabilmesi için çok önemli. Adresin üzerinde pulun sığabileceği bir boşluk bırakmayı unutmamalısınız. Çünkü pul genellikle kartın sağ üst köşesine yapıştırılıyor. Bazı kart şablonlarında yukarıdaki örnekte olduğu gibi pul için ayrılmış bir bölüm çizili olabiliyor.
Gelelim pul konusuna... Kartpostalların pullu olarak gönderilmesi çok önemli. Kartpostal camiasından bir arkadaşımız "Pulsuz kartpostal, tereyağsız İskender gibidir!" demişti. Bir Bursalı olarak kesinlikle katılıyorum. Kartpostalınızı pulsuz bir şekilde göndermeniz teknik olarak mümkün. Kartınızı yazmayı bitirdikten sonra postaneye götürdüğünüzde gişedeki memur size ödemeniz gereken tutarı söyleyecektir. Ancak pul yapıştırılmasını talep etmezseniz kartpostalınız makineden geçerek üzerinde yalnızca gönderdiğiniz tarihle alıcıya iletilecektir. Ancak kartpostalı kıymetli yapan, kişiye özel yazılmış bir gönderi olmasının dışında, üzerindeki pul sayesinde gönderildiği yeri ve dönemi de yansıtan ölümsüz bir parça olmasıdır. Gişedeki memura pullu göndermek istediğinizi lütfen belirtin. Size, "Pul yok!" demeleri halinde, "Hiç mi yok?" diye sormaktan çekinmeyin. Bana güvenin.
Eğer sık sık kartpostal göndereceğinizi düşünüyorsanız merkezi sayılabilecek büyük postane gişelerinden ya da www.filateli.gov.tr adresinden pullarınızı önceden alabilir, kartlarınızı yazdıkça pulları kendiniz yapıştırabilirsiniz. Bunun için güncel posta tarifesini bilmeniz ve pullarının doğru tutarda olmasına dikkat etmeniz gerekli. Aralık 2020 itibarıyla kartpostal tarifesi yurt içi için 3TL, yurt dışı için 6,5TL. Örneğin yurt içine göndereceğiniz bir kartın üzerine bir adet 3TL değerinde pul yapıştırabileceğiniz gibi üç adet 1TL değerinde pul da yapıştırabilirsiniz. Pulları kendiniz yapıştırıyorsanız postanede ayrıca bir ücret ödemezsiniz.
Dilerim açıklayıcı olabilmişimdir. Tarih, mesaj, pul ve adres konusuna dikkat ettiğiniz sürece kartın boş kalan yerlerini renkli bantlar veya çıkartmalarla süslemek serbest!
Malum, Zebra Mildliner'lar uzun bir bekleyişin ardından ülkemizde satışa sunuldu. Peki, nedir bu kalemlerin cazibesi? Yalnızca sıradan bir işaretleme kalemi mi yoksa çok daha fazlası mı? Neden bu kadar çok konuşuluyor? Almaya değer mi? İşte bu sorulara cevap verebilmek için Mildliner'larla yeteri kadar vakit geçirdiğimi düşünüyorum.
Ben de herkes gibi Instagram'larda, Pinterest'lerde bu şeker gibi görünen renk renk kalemlere ağzım sulanarak bakıyor ve ulaşamıyordum. Yabancı sitelerde sürekli sepetime ekliyor, sonra gönderi ücretini gördüğümde vazgeçiyordum. (Düşünün, o zamanlar dolar 3 lira bile değil). Sonra, geçen yıl Noel zamanında yabancı mektuplaşma gruplarımın birindeki Noel çekilişi için bir istek listesi oluşturmam gerekti. Bu çekilişin üst limiti 15 dolardı. Ben de 15 doları geçmeyen ve Türkiye'de bulamadığım çeşitli kırtasiye ürünlerini hayaller kurarak ekledim. Hiç unutmuyorum, 2017'nin son günleriydi ve bir akşam üstü postacı gizemli bir paket getirdi. Paketi açtığımda, etrafa ışıklar saçan üç tane Zebra Mildliner kutusuyla gözlerim kamaştı. Tanrım! Bu gerçekten mümkün olabilir miydi! Artık benim de Mildliner'larım vardı. Artık diğer blog yazarlarından hiçbir farkım yoktu. Şimdi, o günden tam sekiz ay sonra karşınızdayım.
Bahsettiğimiz kalemleri pek fazla kullanmadığımı, böyle bir yazıyı sekiz ay sonra ilk defa yazıyor olmamdan anlayabilirsiniz. Ancak kullandığım zamanlarda gerçekten severek kullandığımı belirtmek isterim. Mildliner'ların en önemli özelliği, gerçekten harika bir tasarıma sahip olmaları. Gerçekten elinizdeki hissi o fotoğraflarda göründüğü kadar kullanışlı ve şık. Bir işaretleme kalemi olarak bu kalemlerin peşinden bu kadar koşmamın sebebi, kalemlerin şıklığından çok, standart kalem ebatlarında olmasıydı. Bence işaretleme kalemlerinin en büyük sıkıntısı kalem kutusu için çok aykırı ebatlarda yapılıyor olmaları.
Diyeceksiniz ki piyasada normal kalem ebatlarında başka işaretleme kalemleri de var. Evet, var. İşte tam da bu noktada Mildliner'ların tasarımı dışındaki artılarından bahsetmemiz gerekiyor. Bu kalemlerin benim için en önemli artısı, diğer markalara göre çok farklı renklerde geliyor olmaları. Çok canlı ve fosforlu renklerde işaretleme yapmak istemeyenler için Zebra hoş bir renk çeşitliliği sunuyor. Özellikle benim gibi pastel ton aşıklarına fazlasıyla hitap ediyor.
İnternet'te çok fazla bulunduğu için ayrıca bir kalem testi yapmak istemedim. (Biraz da üşendim sanırım). Bu konuda Jet Pens'in geniş işaretleme kalemi kılavuzuna bir göz atmanızı öneririm. Bu konuda kendi tecrübeme dayanarak size aktarmak istediğim birkaç şey elbette var. Mildliner'larda en sevdiğim şeylerden biri gerçekten sayfanın arkasına kanama yapmamaları. Ancak beni pek rahatsız etmese de Leuchtturm1917 defterde bile biraz gölgelenme olduğunu söyleyebilirim. Görece ıslak olan mürekkeplerin üzerinde işaretleme yaparken biraz beklemenizi öneririm. Zira bulaşma konusunda çok kötü olmasalar da mükemmel olmadıkları da aşikâr. Bunların dışında beni en çok mutlu eden tarafı, sayfaya temas ederken çirkin bir gıcırdama sesi yapmaması. Kağıt üzerindeki sürtme/gıcırdama sesinden tüyleri ürperen biri olarak keçeli kalemlerde beni en çok tedirgin eden şey kalemin ucunun yapısıdır. Bu kalemleri içim rahat olarak kullanabilmemin en önemli nedeni, sayfada yumuşacık bir şekilde kayabiliyor olmaları.
Gelelim en önemli noktaya... Bu kalemler Türkiye'de satışa sunuldu sunulmasına ama malum, Dolar sebebiyle fiyatlar pek yüksek. Ağustos 2018 itibarıyla HS Kırtasiye'de tanesi 14,5 TL, 5'li paketleri ise 72,5 TL. Değer mi değmez mi sorusu herkesin beklentisine göre değişecektir. Ama dövizin bugünkü durumu sebebiyle yurtdışından bile getirseniz ne yazık ki daha ucuz bir seçenek söz konusu değil. Bütçe sıkıntısına rağmen bu kalemleri denemek isteyenler için benim önerim set yerine kalemlerin tek tek alınması. Biliyorum, hepimiz dünyadaki tüm kırtasiye ürünlerine sahip olmak istiyoruz ama birkaç tanesi iş görür diye düşünüyorum.
Geçtiğimiz sekiz ayda elimdeki üçlü seti kullandığım zamanlarda, genelde elimin hep aynı birkaç renge gittiğini fark ettim. Bullet Journal kullanımı için favorilerim, "soğuk kırmızı", "sıcak duman mavi", "soğuk duman mavi" ve "sıcak turuncu". İşaretleme içinse, "soğuk menekşe" ve "soğuk gri". Bu tercihlerimden de anlayacağınız gibi, üç set arasından en az pastel seti kullanıyorum. Adı pastel olarak geçmesine rağmen renklerin fosforluluk oranı bana biraz yüksek geliyor. Bu sebeple de aslında en çok soğuk seti beğeniyorum ve onu daha pastel buluyorum.
Bir gün dünyadaki bütün güzel kalemlere sahip olmanızı dilerim. O güne kadar yapanız gereken seçimlere biraz olsun katkıda bulunabilirsem ne güzel!
Kırtasiye sevenlerin dünyayı daha renkli gören ve üretimi seven insanlar olduğunu düşünerek, doğa için bir şeyler yapmak isteyebilirsiniz diye sizlere bir şey anlatacağım. WWF Türkiye'nin 1 Güzel Hareket adında harika bir kampanyası var. Tek kullanımlık plastik tüketimini azaltmayı amaçlayan bu kampanyaya katılmak için tek yapmanız gereken güzel hareketlerden birini yapacağınıza söz vermek.
Yıllardır alışverişlerim için bez torba kullanıyorum. Ara sıra bez torbamı yanıma almayı unutsam da, plastik poşet tüketimimi minimuma indirmeye çok yaklaştığımı düşünüyorum. Ancak ne ilginçtir ki Türkiye'de birinin tek başına plastik poşet tüketimini azaltmaya çalışması pek kolay olmuyor. Alışverişlerim esnasında poşet istemediğimi belirttiğim çoğu satıcı ısrarla bana poşet vermeye kalkıyor. "Teşekkür ederim, gerek yok" ile başlayan itirazlarım, "Benim bez çantam var buraya koyabilirim" diye devam ediyor. Yetmediğinde, "Ziyan olmasın, burada yer var" ve son olarak "Yazık değil mi boşu boşuna doğaya zarar vermeyelim" noktasına kadar gelebiliyor. Neyse ki nadir de olsa bez çantamı takdir eden satıcılarla da karşılaşıyorum.
Elbette yanıma bez çanta almadığım da oluyor. Öyle zamanlarda da kullanmak zorunda kaldığım plastik poşetleri geri dönüşüm için kullanıyorum. Evdeki geri dönüştürülemeyen çöpler içinse mutlaka doğada bozunabilen çöp torbası kullanıyorum. Bunları da geri dönüştürülmüş ürünlerden tercih etmek mümkün.
Benim yapacağıma söz verdiğim #1güzelhareket pipet kullanımıyla ilgiliydi. Ancak bunun çok daha zor olduğunu denemeye başlayınca fark ettim. İtiraf etmeliyim ki hala alışamadım. Ne kadar zor olabilir diye düşünmüştüm ama dışarıda yiyip içerken hiç de kolay değilmiş. Bir portakal suyu ya da limonata bile mutlaka bardağın içinde pipetle geliyor. Kirlendikten sonra iade etmenin de bir anlamı olmuyor. Her içecek istediğimde pipeti sipariş esnasında hatırlamak gerektiğine alışmak biraz zaman alacak gibi görünüyor. Bir de gerçekten pipetsiz içilemeyecek içecekler oluyor ki, bu hafta o konuyu da çözdüm. AliExpress'ten 2 dolara tekrar kullanılabilen ikili çelik pipet aldım. (ilginç bir şekilde siparişim 2 haftada teslim edildi) Henüz kullanmadım ama gördüğünüz gibi azimliyim.
Bunların yanında rahatsızlık duyduğum bir konu daha vardı. Plastik şişe tüketimi. Su şişesi taşımak her zaman bez çanta taşımak kadar hafif olmuyor. Bu sebeple ambalajlı su tüketimim biraz fazla olabiliyordu. Evde ve okulda kullandığım doldurulabilir şişelerim var. Ama bunlar çantama sığmadığı için ya da boşken taşıması güç olduğu için tembellik yapabiliyordum. Tam da bu konuyu dert ederken SuCo ile tanıştım. Boşken de çantama sığabilecek bir mataranın tembelliğime etki edebileceğini umuyorum. Hazır #1güzelhareket yapmışken, kendime Yeşil Deniz Kaplumbağası SuCo seçerek bir tane daha güzel hareket yaptım ve alışverişim WWF'e bağış oldu.
Umarım buraya kadar okumanıza rağmen bunlar size saçma gelmiyordur. Geri dönüşüm hala yeteri kadar yaygın değil. Siz geri dönüşüm yapıyor bile olsanız, plastik üretimi aynı hızda devam ediyor. Plastik üretimini azaltmak ya da doğa dostu malzemelerin üretimine destek olmak için tüketimi azaltmamız gerekiyor. Okyanuslarda balıktan çok çöp olmaması için, kaplumbağaların midesinden çıkan plastiğe son vermek için dikkat etmek zorundayız.
Daha fazlası için buraya birkaç link bırakıyorum. Lütfen güzel hareketlere siz de katılın.
Bugün sizlere PTT'nin çok güzel bir hizmetinden bahsetmek istiyorum. "Posta ile-tişim" isimli mektup ve kartpostal sergimin ardından hatırlayacak çok güzel sözler, yorumlar, anılar biriktirdim. Elimdeki en güzel fiziksel anıysa sergimin kişisel pulu oldu. Sergimin kendisi kadar pulu da çok ilgi gördüğünden kişisel pul nedir ve nasıl yaptırılır sorularını topluca cevaplandırmak istedim.
Kişisel pul, PTT tarafından 2005 yılında uygulamaya konmuş olsa da son yıllarda daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı. Tasarımını ve maddi değerini kendiniz belirleyeceğiniz pulunuzu ister posta amaçlı isterseniz de hatıra amaçlı kullanabiliyorsunuz. İstediğiniz herhangi bir tasarım ya da fotoğrafı seçebildiğiniz için sevdiklerinize verebileceğiniz çok özel bir hediye de olabiliyor.
Kişisel pul yaptırma sürecinde ilk işiniz pulun tasarımını belirlemek. Bu noktada önemli olan görselinizin yatayda 3,5x2,5 cm dikeyde ise 2,8x3,3 cm olması ve 300 DPI değerinde taranmış olması. Daha sonra bir CD veya USB disk'e kaydettiğiniz görseliniz, kişisel pul başvuru formunuz ve kimliğinizin fotokopisiyle birlikte PTT işyerlerine başvurmanız gerekiyor. Bu noktada çok küçük şubeler yerine daha merkezi hatta müdürlük olan şubeleri tercih etmenizi öneririm. Belgelerinizi teslim ettiğiniz noktada ödemeyi de yaptığınız zaman geriye sadece pulunuzu beklemek kalıyor. Seçtiğiniz göresel, benim pulumdaki kırmızı-mavi şeritlerin içinde kalan kısma denk düşecek. Yani Türkiye Cumhuriyeti, PTT ve xTL kısımları görselinizin dışında beyaz olarak görünecek. Ayrıca bu bölümlerin standart pul büyüklüğünün dışında kaldığını unutmayın. Yani pullar alıştığınız büyüklüğün biraz üstünde olacak.
Ücrete gelecek olursak, Mayıs 2018 itibarıyla 25-100 adet arası pul başına ücret, pul değeri + 0,45 TL olarak hesaplanıyor. Talep edeceğiniz pul miktarının 25 ve katları olması gerektiğini unutmayın. Pulunuzu mektup tarifesine göre ya da istediğiniz herhangi bir değerde belirleyebilirsiniz. İsterseniz 10 kuruşluk bile yaptırabilirsiniz. 100 adetten daha fazla pul için pul başına maliyet de düşüyor. Buna göre size en uygun seçeneği belirleyebiliyorsunuz. Örnek vermek gerekirse, 50 adet 1TL değerinde pul yaptırmak istediğimde pul başına 1,45TL yani toplamda 72,5TL ödeme yaptım.
Ödemeyi yaptıktan sonra talebiniz önce Ankara'ya iletiliyor. Pulunuz onaylandıktan sonra tarafınıza teslim ediliyor. Benim pullarım toplamda 1 haftada elime ulaştı.
Son günlerde hiç yanımdan ayırmadığım, tüm mektuplarımın içeriğinde bana yardımcı olan yeni dostumdan bahsetmek istedim sizlere... Steelpen Kampüs Kar dolmakalemim.
Son derece hafif olan yapısı sebebiyle günlük kullanım için ideal. Hele ki dolmakalem kullanmaya yeni başlayacaklar için gayet güzel bir giriş seviyesi kalem olduğunu düşünüyorum.
Scroll down for English!
Günlük kullanımda şimdiye kadar genellikle Kaweco Perkeo'yu tercih ederken, yakın zamanda Steelpen elimden düşmez oldu. Birkaç ay önce Steelpen'in Ice modelini denediğimden beri Steelpen'e bir şans vermek istiyordum. Ne mutlu ki benim gibi iğne-iplik, örgü, desen sever biri için böylesine güzel tasarımı olan bir kalemle yollarımız kesişti.
Steelpen Kampüs üzerindeki Iridium Point M ucuyla birlikte geliyor. Üretim yeri Almanya olmasına rağmen diğer M uçlara göre biraz ince yazdığını söyleyebilirim. Standart kartuş uyumlu olduğu için standart konvertör de kullanmanız mümkün.
Çekerek açılan kapağı hızla not almak gerektiğinde gayet pratik. Tutma yerinin girintileri olmayan düz plastikten yapılmış olması yeni başlayanlar için biraz alışma süresi gerektirebilir. Ancak sunulan fiyata göre gayet iyi bir performansı olduğu bir gerçek.
Not: Bu yazı tamamen kendi isteğim ve düşüncelerimle yazılmıştır. Çelik Kalem ya da H&S Kırtasiye'yle herhangi bir maddi ilişkim yoktur.
I want to tell you about my new friend who usually keeps me company and really helps me with my letters lately... It's my new Steelpen Kampüs Kar fountain pen. I think it's a very good entry level fountain pen for beginners. Also the light structure makes it an ideal pen for daily use. I used to prefer Kaweco Perkeo for my daily writing routine but recently I just can't put down my Steelpen Kampüs. I really wanted to give Steelpen a chance since I tried out the Ice model a few months ago. Luckily, I came across with this beautiful design which is just perfect for a person like me who absolutely adore yarn and knitting. Steelpen Kampüs comes with an Iridium Point M nib. Although being manufactured in Germany, the nib is slightly finer than usual German M nibs. It has a practical filling system which uses standart cartridges. The clip-on cap is quite practical for note taking. Nevertheless, the fountain pen newbies may need a little time to get used to the smooth plastic grip section. However the affordable price is well suited with the performance of the pen.
InCoWriMo yani International Correspondence Writing Month, karşılıklı yazışmanın zirveye ulaştığı, bir aylık bir etkinlik. Mektuplaşma ve kartpostallaşmayı yaygınlaştırmayı ve elle yazılmış mektubun zevkini aşılamayı hedefleyen bu etkinlikte Şubat ayı boyunca her gün bir mektup, kartpostal, ufak bir not vb. yazmak ve postalamak gerekiyor. Kulağa oldukça zor gelmekle birlikte bir o kadar da cezbedici, değil mi?

Tek bir kişiye 28 ayrı mektup yazabileceğiniz gibi; her gün ayrı birine, ayrı bir yazılı parça göndermeniz de mümkün. Önemli olan ay sonunda 28 ayrı el yazısı parça ortaya çıkarmış olmanız.
Yeteri kadar ilginizi çekebildiysem, öncelikle InCoWriMo2018'in websitesine bir göz atmanızı öneririm. 28 tane mektubu nasıl yazacağınızı ya da kime yollayacağınızı düşünüyorsanız, sitede Şubat ayı sonuna kadar her gün yenilenen bir adres defteri mevcut olacak. İngilizce bilenler için seçenekler oldukça fazla. Türkçe mektup veya kartpostallarınız içinse Postcrossing Türkiye harika bir grup. Bence başlamaya karar verdikten sonra 28 adrese karar vermeniz pek zor olmayacaktır.
Yeni yılla birlikte PTT tarifelerine gelen zamdan bahsettiğinizi duyar gibiyim. Evet, çok haklısınız! İtiraf etmeliyim ki ben de sabahtan beri kaç liralık pul satın almam gerektiğini düşünüyorum. Ekonomik olarak çok zorlanacağınızı düşünüyorsanız kuralları biraz esnetebilirsiniz. Mesela mektuplarınızı biriktirip daha seyrek aralıklarla gönderebilir veya InCoWriMo heyecanını bir araç olarak kullanıp kendinize daha küçük hedefler belirleyebilirsiniz. Önemli olan mektubu hayatınızda var etmeniz ve elle yazı yazmanın değerini bilmeniz.
Heyecanınızı paylaşmak isteseniz #InCoWriMo, #InCoWriMo2018 ve #InCoWriMoTurkiye etiketlerini kullanmayı unutmayın.
Dolmakalem kullanmaya başladığımdan beri defterlerin özellikleri ve çeşitleriyle daha çok ilgilenir oldum. Leuchtturm1917 ise uzun zamandır denemek istediğim bir defterdi. Geçen yılki Hobonichi deneyimimden sonra bu yıl biraz değişiklik yapıp bullet journal dünyasına girmek istedim. Birkaç marka ve model arasında karar kılmaya çalışırken Instagram'dan BulletJournalTurk beni Leuchtturm1917 Bullet Journal modelinin Nordic Blue rengini almaya ikna etti.
Bilmeyenler için bullet journal, Ryder Caroll tarafından geliştirilen bir sistematik ajanda sistemi. Kendi düzeninizi belli bir sisteme göre kendinizin düzenleyebileceği, böylece bir planlayıcıda olması gereken kısımları istediğiniz gibi yaratabileceğiniz bir planlama türü. Yalnızca belirli simgeler kullanarak maddeleme yoluyla minimal bir planlama tercih edebileceğiniz gibi, kaliteli kağıdın avantajlarını kullanarak farklı malzemelerle yaratıcılığınızı da konuşturabilirsiniz. Daha fazla bilgi için bulletjournal.com sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Daha önce ajanda konusundan bahsederken haftalık ajandaları tercih ettiğimi söylemiştim. Hiçbir zaman aktif planlayıcı olarak haftalık ajandamı çantamdan eksik etmem. Bu yıl Hobonichi Weeks denemek istemiştim ama Ekim ayında verdiğim siparişim transit sürecinde kayboldu. (Kayıtlı bir gönderinin kaybolması ilk defa başıma geliyor) Şu anda da haftalık planlayıcı olarak Notebook Kırtasiyeden aldığım tarihsiz bir haftalık planlayıcıyı kullanıyorum. Her zamanki gibi haftalık planlayıcım aktif planlayıcı olmaya devam edecek ama bir yandan da bullet journal'ın yardımcısı olarak hizmet edecek. Bullet journal'ı ise daha çok aylık düzende kullanmayı düşünüyorum. Bunun yanında aylık listeler yapmayı ve öne çıkan dönemlerde günlük girdileriyle detaylandırmayı istiyorum. Özel günler, etkinlikler ya da seyahatler gibi...
Gelelim ilk izlenimlere... Benim elimdeki A5 boyuntunda dot sayfalı bir Leuchtturm1917 defter. Özellikle bullet journal için tasarlandığı için kapağında orijinal Bullet Journal logosu bulunuyor.
Sayfaların numaralandırılmış ve defterin başında index sayfalarının olması gerçekten kullanışlı. Daha önce iki olan ayraç sayısı üçe çıkarılmış. Bunların defterin renkleriyle uyumlu olması çok hoş duruyor. Arka kapakta bulunan cebi ise çok beğendim. Gayet kalın olduğundan pek kolay yırtılacak gibi görünmüyor. Genişlemesi için yapılan körük için farklı bir kumaş benzeri malzeme kullanılmış. Sanırım bu cebi bant numuneleri ve en sevdiğim planlayıcı çıkartmalarımı taşımak için kullanacağım.
Henüz uzun uzun yazı yazma fırsatım olmasa da, hazırladığım kapak sayfası, aylık düzen ve listelerde bile zevk aldığım bir defter deneyimi olduğunu söyleyebilirim. Dolmakalem kullanımında sayfalarda kesinlikle kanama olmuyor ancak Zebra Mildlinerlarımın çok ıslak olan bir-iki tanesinde işaretleme sonunda biriken mürekkep bölgelerinde az da olsa bir kanama yaşadım. Yine de tolere edilebilir bir durum olduğunu düşünüyorum.
Leuchtturm1917 Bullet Journal ve diğer çeşitlerini temin etmek için kendim de alışveriş yaptığım Plumon ve Hs Kırtasiye'yi önerebilirim.
Şimdiye kadar Leuchtturm1917 hakkında yazılan ve söylenen şeylerde kimsenin kağıdın kokusundan bahsettiğine denk gelmedim. Paketi ilk açtığımda beni büyüleyen muazzam bir kağıt kokusu olduğunu söyleyerek bitirmek istiyorum.
Yeni yıl yaklaşıyor ve başlıkta da yazdığı gibi yeni yıl, sevdiklerinize kartpostal yazmanız için en güzel bahane...
Geçen yıl yine bu zamanlarda postanede yaşadığım bir olay sonrası kartpostal yollamak üzerine bir yazı yazmıştım. Aynı şeyleri tekrar etmeyeyim diye dönüp okuduğumda, aslında biraz da aynı şeyleri tekrar etmek istediğimi fark ettim. Buraya tıklayarak okuyabileceğiniz yazıda şöyle demişim; "Genellikle yeni yıl için sevdiklerime kart atıyorum. Doğum günleri ya da başka zamanlarda da yolladığım oluyor ama yeni yıl sanki herkes için bir silkelenme ve tazelenme zamanı gibi geliyor bana. Dilek tutmak için bir bahane... Ben de onlara sevgimi göstermek için bu bahaneye ortak oluyorum." Yeni yıl, işte tam da bu sebeple kartpostal yollamak için en güzel bahane.
postcrossing.turkiye, Ikea ve UNICEF kartpostalları
Instagram profilimdeki rengarenk zarfları ve kartları görenlerden ara sıra sorular alıyorum. En sevdiğim soru da şu, "Pardon ama bir şeyi merak ettim, bu mektuplar nedir?" Aslında mektup mektuptur, posta postadır ama o sorunun altında yatan başka o kadar çok soru var ki... Kimi zaman, "Mektup mu kaldı?" demek istiyorlar aslında. Bazen de "Bu devirde bu kadar posta alışverişini nasıl yapabiliyorsunuz?" demek istiyorlar. Ama en çok da gözlerinin ışıldaması parmakları aracılığıyla telefonun diğer ucuna geçenlerin sorularını seviyorum. "Ben de yapabilir miyim? Nasıl başlarım?" demek istiyor aslında ve açık açık da soruyor birkaç mesaj sonra. Ben de her birine uzun uzun anlatıyorum, yeter ki parmakları ekrana mola verip biraz kalemle buluşsun...
Bu posta işine nasıl başlanır konusunu Mektuba Dönüş başlığı altında daha detaylı anlatmıştım. Bu yazı mektuptan ziyade yeni yıl tebriği için olacaktı ama girizgahı biraz uzun gibi oldu.
Yeni yılda birilerine kart atmak için aslında çok mektuplaşan ya da sürekli yazışan biri olmanıza pek gerek yok. "Seneye görüşürüz!" gibi çirkin bir espri yapan biri bile iyi bir dilekte bulunmak istiyordur aslında. Ama neden bu dileğimize biraz parıltı katmayalım ki? Belki karşınızdaki insana kocaman bir gülümseme hediye etmenize aracı olur. Yapacağınız tek şey, "İyi yıllar!" ya da, "Her şey gönlünüzce olsun!" dileğinizi kapıdan çıkarken seslenerek yapmak yerine kalemle bir kartpostalın üzerine yazmak. Kartınızı elden verebileceğiniz gibi bir hediyeye de iliştirebilirsiniz. Ama pullu ve damgalı bir kartpostalın yeri her zaman başkadır...
Kartpostal yollamaya ikna olduğunuza göre, şimdi de bu kartpostalları nereden satın alabileceğinize bir bakalım...
Zincir kitapçılardan ziyade, yerel kırtasiyelerde şansımızı denemekte her zaman fayda var. İstanbul ya da Ankara'da yaşamayanlar için internet alışverişi her zaman için daha kolay olacaktır.
1- Öncelikle PTT'nin bu yılki yeni yıl kartlarının piyasaya sürüldüğünü bugün duydum. Bu kartpostalları PTT işyerlerinden ücretsiz olarak edinebilirsiniz. Ancak küçük şubelerde her zaman bulunmayabiliyor ama şansınızı deneyebilirsiniz.
2- UNICEF her yıl şahane yeni yıl ve Noel temalı kartpostallar üretiyor. Bunları tercih ederek hem yakınlarınızı sevindirebilir hem de UNICEF'e katkıda bulunabilirsiniz. UNICEF genellikle kapaklı türde kart üretiyor ve kartlar zarflarıyla birlikte geliyor. Son birkaç yıldır tercihimi bu kartlardan yana kullansam da bu yıl zarfsız olarak kart yollamak istediğim kişiler de olduğundan başka kartlara şans verdim.
UNICEF yeni yıl kartlarına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. (Zincir kitapçılarda UNICEF ürünleri bulunabiliyor)
Unicef kartları
3- Tchibo bu yıl yazdırmaya hazır yılbaşı ve hediye kartları hazırlayarak bunları kendi web sitesi üzerinden kullanıcılara ücretsiz olarak sunuyor. Detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz. Ayrıca kendi web siteleri üzerinden satın alabileceğiniz setler de mevcut. Geçen yıl renkli ve densensiz kartpostal setlerinden almıştım. Bu kartları, şuradaki gibi isteğime göre dekore etmek için kullanıyorum. Kaligrafi sevenlere tavsiye edebilirim.
4- Benim bu yılki kişisel tercihlerinden biri de Instagram'daki postcrossing.turkiye hesabı oldu. Satın aldığınız kartlar harika bir şekilde paketlenmiş olarak gönderiliyor. Kış temalı güzel kartlar mevcut ama diğer seçeneklere de göz atmanızı öneririm.
5- Bu yıl kartlarından alma şansı bulduğum diğer bir Instagram hesabı da postcard_kartpostal. Benim aldıklarım postcrossing'de kullanmak için Türk kahvesi temalıydı ama biraz nostalji yapmak isterseniz, hatırlayacağınızdan emin olduğum eski simli kartpostallardan da satıyorlar. Üstelik bu kartlar tükendikten sonra bir daha üretilmeyeceklermiş. Size güzel şeyler hatırlatıyorlarsa kaçırmayın derim.
Bonus: Ikea'da da uygun fiyatlı kartpostal, hediye etiketi vb. kırtasiye ürünleri bulunabiliyor. Göz atmakta fayda var.
Tüm dilekleriniz gerçek olsun! Mutlu, sağlıklı yıllar...
Son yıllarda kırtasiye dünyasının en gözde planlayıcılarından olan Hobonichi Techo nedir, nasıl kullanılır ve nereden satın alınır diye merak edenleriniz mutlaka vardır. O zaman başlayalım!
Hobonichi Techo Japon harikası bir ajanda. 2001 yılında Japonya'da üretildikten kısa bir süre popüler olmuş. Özellikle son yıllarda tüm dünyada kırtasiye severler arasında en tercih edilen ürünlerden biri haline gelmiş durumda.
Orijinal Hobonichi Techo, A6 ölçülerinde günlük düzende bir ajanda olarak tasarlanmış. Ünü Japonya sınırlarını aşınca, 2012 yılında A6 olan Hobonichi Techo'nun İngilizce versiyonu piyasaya sürülmüş. Benim kullandığım versiyonu da işte bu, İngilizce olan. Daha sonra Hobonichi Techo Cousin adı verilen A5 versiyonu çıkmış. En yeni ürünleri ise haftalık bir planlayıcı olan Hobonichi Weeks.
Peki nedir bunu bu kadar popüler yapan? Sanırım en önemli özelliği Tomoe-River kağıdı kullanıyor olması. Bu harika ince kağıt dolma kalemlerle uyumlu olmakla birlikte, daha sanatsal bir tarzda günlük tutmak isteyenleri farklı malzemeler kullanmaya da teşvik ediyor. Sayfaların ince yapısı sayesinde küçücük görünen bir A6 ajandada 400'den fazla sayfa mevcut.
Bir diğer önemli özelliği ise 180 derece açık kalabilen cilt yapısı. Bu cilt sayesinde, sayfaları açık tutmaya çalışma kaygısı olmadan planlayıcınızı her ortamda rahatça kullanabiliyorsunuz. Ayrıca zorlamak zorunda olmadığınız için cilt yıpranmıyor ve yılın ilerleyen dönemlerinde sayfaların kopması gibi bir durumla karşılaşmıyorsunuz.
Hobonichi Techo'nun içeriği iki yıllık takvimle başlıyor. Daha sonra yıllık index düzeni, aylık takvim düzeni sonrasında günlük düzen başlıyor. Her yeni aydan önce çizgili boş bir sayfa yer alıyor. En son kısımdaysa Japon kültürüyle ilgili bilgiler yer alıyor.
Hobonichi'yi bu kadar albenili yapan bir diğer faktör de Hobonichi kılıfları. Hobonichi Techo yalnızca ajanda olarak satın alınabileceği gibi koruma kılıfıyla da satın alınabiliyor. Tahmin edeceğiniz üzere piyasa çeşit çeşit renkli kılıflar mevcut. Hobonichi'nin kendi sitesinde her yıl değişik tasarımlar yer alıyor. Kılıflarda iki tane kalem tutucu ve ajandanızla birlikte kullandığınız malzemeleriniz için bir çok bölme mevcut.
Bildiğim kadarıyla ne yazık ki Türkiye'de Hobonichi satışı yapan bir yer yok. Ajandaların yanı sıra, kılıflar ve diğer birçok aksesuarı Hobonichi'nin kendi sitesinde bulabilirsiniz. Tahmin edilebileceği üzere fiyatlar biraz yüksek. Kılıfsız tek başına Hobonichi Techo'nun fiyatı 2700 Yen. Bugünün kuruyla 91 Türk Lirası yapıyor. Kılıflı setler ise 3700 Yen'den (125TL) başlıyor. Yüksek fiyatların yanı sıra Japonya'dan posta ücretleri de maalesef biraz fazla. Sanırım 2000 Yen civarı bir miktar da posta için ayırmak gerekiyor.
Ben kendi Techo'mu Stickeriffic adlı bir Malezya sitesinden aldım. Mayıs ayında hem kurdan dolayı fiyatlar biraz daha makuldü, hem de yılın yarısı neredeyse geçmiş olduğundan ürünlerde ekstra indirim vardı. Şu anda ürün bazlı karşılaştırınca daha avantajlı gibi durmasa da posta ücretiyle birlikte daha uygun oluyor. Tabii ürün çeşitliliği Hobonichi sitesi kadar geniş değil.
Bahsettiğim mali zorluklara rağmen günlük planlayıcı sevenler için harika bir ürün. Daha önceki bir yazımda da anlattığım gibi, şahsen ben günlük hayatta haftalık planlayıcıları daha kullanışlı buluyorum. En üstteki fotoğrafta görebileceğiniz gibi hatırlamaya değer günler dışında pek fazla düzenli günlük girişi yapamıyorum. Arada bir sürü boş sayfanın kalması da beni hem manevi olarak üzüyor hem de boşuna masraf etmişim hissi uyandırıyor. Bu yüzden 2018 için Hobonichi Weeks siparişi verdim, şu an yolda!
Hobi severlerin sosyal ağlarda dilinden düşürmediği bir dergi Flow. Nedir, ne değildir biraz konuşalım istedim.
İngilizce, Almanca ve Fransızca basımları da mevcut olan Flow, Hollanda kökenli bir ilham yuvası. Aslında onlar kendilerini, "kağıt-severler için bir dergi" olarak tanımlıyor. Gerçekten de öyle! Tasarımından, içerisinde kullandıkları farklı kağıt türlerine kadar kırtasiyeden hoşlanan herkes için mükemmel bir deneyim sunuyor. Deneyim dememin sebebi yalnızca okuyup geçeceğiniz bir dergi olmakla kalmaması. Her sayıda yer alan ilham verici dosyaların dışında kişiselleştirilebilen bir çok yönü var. Derginin farklı bölümlerini birbirinden ayırmak için kullanılan karton separatörler, kolayca yırtılabilen perfore sayfalar olarak tasarlanmış. Böylece istediğiniz gibi kopararak yaratıcı işlerinizde kullanabiliyorsunuz.
Ayrıca her sayı birbirinden güzel hediyeler içeriyor. Örneğin şu an elimde olan 18. sayıda kitap ayraçları, yırtılabilir kadın filozoflar kartları gibi harika hediyeler mevcut. Ama asıl beni kalbimden vuran, el yazısı ve dolma kalem kullanımını anlatan bölümdeki alıştırma sayfaları oldu.
Flow dergisini diğer dergilerden ayıran en güzel taraf, içinde sayfalarca reklam barındırmıyor olması. Bu yüzden de fiyatı normalin biraz üzerinde. Ne yazık ki bu harika derginin şu an için ülkemizde bulunmadığını üzülerek eklemem gerekiyor. Uluslararası abonelik seçeneği elbette ki mevcut ama güncel döviz kurları sebebiyle biraz pahalı olduğunu unutmamakta fayda var.
Şimdiye kadar İngilizce ve Fransızca 3-4 sayıyı yurtdışına giden yakınlarımdan rica ederek okuma fırsatım oldu. Son zamanlarda gelenlerin ikisi aynı sayı çıkınca birini bir arkadaşıma hediye ettim. Aynı sayının bu hafta elime ulaşan üçüncü kopyasını da buradan hediye etmek istiyorum.
31 Ekim'e kadar Instagram hesabımı takip etmeniz ve aşağıdaki fotoğrafa dergiyi neden istediğinizi belirten bir yorum eklemeniz yeterli. Kazanan kişiyi 1 Kasım'da duyuracağım. Bol şans!
Not: Bu yazı ve çekiliş hiçbir şekilde Flow dergisi ile bir işbirliği içinde değildir. Tamamen kendi isteğim ve elimdeki fazla sayıyı paylaşma amacıyla oluşturulmuştur.
Flow Magazine is something that most craft-lovers have been talking about on social networks. So I also wanted to talk about what it is.
Flow Magazine is a Dutch inspiration source which also has issues in English, French and German. The magazine describes itself as, "a magazine for paper lovers" and it actually is! From the design to the different kinds of paper used inside, offers an incredible experience to every stationery lover. The reason I describe it as an experience is because it's not a magazine just to read. It holds many personalisable content as well as the inspirational scope. The cardboard separators used inside are tearable for re-using purposes.
Also every issue offers extra gifts. for instance the Issue 18 which I have at the moment offers extras such as bookmarks and female philosophers poster. But the thing that really strikes me at the heart is the "Ode to Handwriting" part that contains practice pages for cursive handwriting.
The best thing about Flow Magazine is the fact that it doesn't contain pages of advertisements. Therefore the price is a little more than average. You can see the subscription options from here.
So far, I've had a chance to read a few of the English and French issues. Because it's not sold here in Turkey, my friends from overseas usually send them to me. I recently received a duplicate of the issue 18 so gave it to a friend as a gift. But this week, I received another 3rd copy of the Issue 18, so I decided to throw a giveaway.
All you need to do is follow me on Instagram until October 31st and leave a comment on the post above telling me why you would like to receive this gift. I will announce the winner on November 1st. Good luck!
PS: Neither the content nor the giveaway is sponsored by Flow Magazine. Everything you see are my genuine thoughts.
Ajanda/planlayıcı kullanmaya 2001 yılında okulun dağıttığı ajandayla başlamıştım. O yıldan beri hiç ajandasız kalmadığıma göre demek ki şu an 17. ajandamı kullanıyorum.
Peki bunları niye mi şimdi anlatıyorum? Çünkü yeni bir planlayıcı için her zaman yeni yılı beklemek gerekmiyor. Yeni öğretim yılı da yeni başlangıçlar için harika olabiliyor. Dediğim gibi ben de planlama alışkanlığımı okulla birlikte edindim. Ödevlerimi, projelerimi yazayım derken giderek alıştım. Şimdilerde ise toplantılarımı, önemli notları, seyahat bilgilerimi, konserleri, filmleri, kitapları ve daha birçok şeyi yazıyorum. Her bitmiş ajandayla ise geçmiş yılın bir kaydını oluşturmuş oluyorum.
Seçim yaparken önemli olan ne tür bir planlama yapmak istediğinizi bilmek. Arada değişik planlayıcılar denemiş olsam da en çok haftalık düzeni seviyorum. Bir haftayı görselleştirmek zaman yönetimi açısından da pratik oluyor. Daha genel bir görünüm isterseniz aylık düzen size daha uygun olabilir. Çok daha detaylı kullanımlar içinse günlük düzeni tercih edebilirsiniz. Günlük planlayıcılar çoğu zaman yıllık ve aylık görünüm içeren sayfalara da sahip oluyorlar. Emin olamayanlar için benim önerim tabii ki haftalık planlayıcılar olacaktır.
Ben bu yıl deffter'in Ram Notebook Weekly Planner'ını kullanıyorum. Bu ajandanın güzel tarafı tarihsiz ve kişiselleştirilebilir olması. Sağ tarafta önemli başlıkları not ederken, soldaki dot sayfaya ise bunların detaylarını not alabiliyorum. Ivory kağıt kullanıldığından kullanımı rahat ve dolma kalemle uyumlu. Bu defterlerden her biri bir yılın yarısına yetecek şekilde tasarlanmış. Böylece ajanda daha ince iki defterden oluşuyor ve yıl boyu yanınızda taşımak için daha hafif bir seçenek sunuyor. Olumsuz bulduğum tarafı ise dar olması (17cmx8cm). Eni 9,5cm'ye genişletilse hem kullanımı daha rahat hem de personal size olarak geçen ipli sistemli traveller's notebook için uygun hale gelebilirmiş. ("Traveller's notebook nedir?" sorusuna başka bir yazıda değineceğim)
Unutmayın ki zamanı verimli kullanmak planlı olmaktan geçiyor.
Son zamanlarda, özellikle Instagram'daki posta yoğunluğum sebebiyle mektup ve kartpostallarla ilgili çok fazla soru almaya başladım. Mektup yazmaya nasıl başlayacağını bilmeyenlere, mektup arkadaşı nasıl bulunur diye merak edenlere ya da "postcrossing" nedir diye düşünenlere biraz yardımcı olmak istiyorum.
Benim için mektup çocukluk yıllarımda, tam anlamıyla uzakta olma haliyle önem kazanmıştı. O zamanlar mektup, benim için hobiden ziyade hayatımdaki en önemli iletişim aracıydı. Zamanla tahmin edileceği üzere teknolojinin olanakları daha cazip hale geldi ve herkesin hayatında olduğu gibi benim de mektuplarım azalarak bitti.
Sonra ne olduysa yine teknoloji sayesinde oldu ve yurtdışında yaşayan bir arkadaşımın başkalarıyla mektuplaştığını gördüm. Mektuplu paylaşımlarını ne kadar imrenerek izlediğimi fark ettiğim gün oturup ona bir mektup yazdım ve o günden beri sürekli mektuplaşıyoruz. Üzerinden üç yıl geçtiğini şimdi farkediyorum.
Unutmayın ki, gündelik yaşamınızın çok büyük bir kısmını sosyal ağlarda geçiriyor olsanız bile arkadaşlarınızla derinlemesine bir iletişiminiz olmuyor. O yüzden özellikle yakınınızda olmayan ve devamlı olarak yüz yüze görüşmediğiniz bir arkadaşınıza mektup yazarak başlayabilirsiniz. Hele ki somut bir şeyler paylaşmaktan zevk alan ve biraz olsun kırtasiye sevgisi olan birinden karşılık alma şansınız bir hayli mümkün.
Tanımadığınız biriyle mektup arkadaşı olmanız da mümkün. Ben de bu fikre henüz yeni ısınmaya başladım. Şu an Instagram üzerinden tanıştığım üç yeni mektup arkadaşım var. İngilizce biliyorsanız ya da dilinizi ilerletmek istiyorsanız yabancı bir mektup arkadaşı bulmanız çok daha kolay. Instagram'daki #penpalswanted, #penpalsofinstagram, #penpalsaroundtheworld etiketleri üzerinden mektup arkadaşı arayan kişileri görebilir ve iletişime geçebilirsiniz. Ya da Facebook'ta "snail mail", "pen pals", "happy mail" gibi aramalar yaparak çeşitli gruplar bulabilirsiniz.
Mektup yazmadan önce posta alışverişine ısınmanın bir yolu ise kartpostallaşmak. Postcrossing sistemi ise bu iş için ideal. Bunun için önce postcrossing.com sitesinden bir hesap oluşturmanız gerekiyor. Daha sonra "Send a postcard" linkine tıkladığınızda sistem size rastgele bir üyenin adresini ve kartpostala eklemeniz için bir kod veriyor. Bu kodu kartpostala yazmanız önemli, çünkü ancak kartı yolladığınız kişi üzerindeki kodu sisteme yüklediği zaman sistem sizi bir alıcı olarak tanımlayabiliyor. Kod sisteme tanımlandığında, bu kez sizin adresiniz bir başka kullanıcıya veriliyor. Dolayısıyla yolladığınız kartpostal sayısı kadar kartpostal alabiliyorsunuz.
Postcrossing pek fazla İngilizce bilgisi gerektirmese de, kartpostalların üzerine yazacak şey bulamamaktan çekinirseniz Postcrossing Türkiye Facebook grubuna da katılabilirsiniz.
İngilizce sorunu olmayanlar için gezen posta (travelling mail) çok iyi bir alternatif. Gezen postayı uzun uzun anlattığım yazıya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.
Buraya kadar okumuş olmanız bile mektup fikrinin sizi ele geçirdiğini gösteriyor. Başlamak için ihtiyacınız olan yalnızca biraz cesaret. Sonrasında kendinizi bambaşka bir dünyada bulacağınızdan şüpheniz olmasın.
Uzun zamandır bir Baby Groot örmek istiyordum. Çünkü ablalık her zaman bebek biradere değil, bazen de kayın biradere çalışmayı gerektiriyor. Bilmeyenler için Baby Groot, Marvel'ın Guardians of the Galaxy (Galaksinin Koruyucuları) filminden bir karakter.
Son birkaç yılda iş yoğunluğu, doktora telaşı ve artan hobi çeşitliliği derken amigurumi üretimimde ciddi bir düşüş oldu. Ancak Twinkie Chan'in sitesindeki Baby Groot şemasına kayıtsız kalamadım ve Türkçesini burada paylaşmak istedim.
İşte anlatımlı örgü Bebek Groot şeması:
Malzemeler:
5 mm tığ. (Ben 4,5 mm kullanmayı tercih ettim. Çok fazla fark edeceğini düşünmüyorum.)
İstediğiniz tonda kahverengi ve yapraklar için bir miktar yeşil yumak. (Ben DMC Natura'nın beğendiğim iki tonunu tercih ettim. Pamuklu bir ip tercih etmeniz avantajlı olacaktır.)
2-9mm güvenli göz. (Göz yerine boncuk da kullanabilirsiniz.)
Elyaf.
Parçaları birleştirmek ve yüz nakışı için iğne iplik.
Kolların oynayabilmesi için pipo temizleyicisi (şönil). (Kırtasiyelerde bulabilirsiniz. Kollar sabit olsa da olur derseniz elyaf iş görecektir.)
Kafa 1. kısım:
Sıra 1: 6 sık iğneyle sihirli halkayla başlayın - 6
Sıra 2: Sıra boyunca attırma yapın - 12
Sıra 3: (1 arttır, 1 sık iğne) bunu sıra boyunca tekrarlayın - 18
Sıra 4: (1 arttır, 2 sık iğne) bunu sıra boyunca tekrarlayın - 24
Sıra 5: (1 arttır, 7 sık iğne) bunu sıra boyunca tekrarlayın - 27
Sıra 6-11: Sıra boyunca sık iğne - 27
en sonunda ilmek kaydırma yaparak sonraki sıraya geçin.
Şimi kafanın üzerindeki üçgenimsi, dörtgenimsi dal görünümlü bölümü öreceğiz.
Sıra 12: Her bir şekli ördükten sonra kaydırma yaparak ilmeğimizi sıranın devamına getireceğiz.
1 zincir, 3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 ilmek atla, 2 sık iğne. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.
4 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 4 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 ilmek atla, 1 sık iğne, 1 ilmek atla, 1 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 ilmek atla, 1 sık iğne. 1 zincir, geri dön. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.
4 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 4 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 3 sık iğne, son ilmeği atla. 1 zincir, geri dön. 3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 ilmek atla, 1 sık iğne. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.
3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 sık iğne, s1 ilmek atla. 1 ilmek kaydır, 1 sık iğne. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.
4 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 4 sık iğne. 1 zincir, geri dön.1 ilmek atla, 1 sık iğne, 1 ilmek atla, 1 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 ilmek atla, 1 sık iğne. 1 zincir, geri dön. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.
3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 3 sık iğne. 1 zincir, geri dön.1 ilmek atla, 2 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 sık iğne, 1 ilmek kaydır. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.
3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 sık iğne, 1 ilmek atla, 1 sık iğne. 1 zincir, geri dön.1 ilmek atla, 1 sık iğne. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.
3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 sık iğne, 1 ilmek atla, 1 ilmek kaydır, 1 sık iğne. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.
Sıranın sonunda 1 ilmek kaydırma yapın ve bitirin.
Bu aşamada yüzün ne taraf olacağına karar verip, gözleri dikebilirsiniz. Şimdi kafanın üst kısmındaki boşluğu kapatmak için yuvarlak bir parça öreceğiz.
Kafa 2. kısım:
1. kısımdaki sıra 1-4 arasını tekrar edin.
Kaydırma yaparak bitirin. Dikişte kullanmak için ucundaki ipi uzun tutmakta fayda var.
Kafanın üzerinde birkaç dal olsun istiyorsanız, kafayı tamamlamadan önce aşağıdaki uzun dal ve kısa dal şemasını uygulayarak kafanın 2. kısmına istediğiniz gibi dikebilirsiniz.
Uzun dal:
8 zincir, ilk ilmeği atla, 2 ilmek kaydır. 4 zincir, ilk zinciri atla, 3 ilmek kaydır. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak bitir.
Kısa dal:
6 zincir, ilk ilmeği atla, 2 ilmek kaydır. 3 zincir, ilk zinciri atla, 2 ilmek kaydır. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak bitir.
Kafanın 1. kısmını elyafla doldurun.
2. kısım kafanın boşluğundan biraz daha küçük gibi görünebilir. 11. sıra hizasından dikkatlice diktiğinizde düzgün bir biçimde kapanacaktır. Bebek Groot'un minik bir Frankenstein'a benzememesi için dikişi mümkün olduğunca gizli tutmaya devam edin :)
Gövde:
Kafanın 1. kısmındaki sıra 1-4 arasını tekrar edin.
Sıra 5-6: Sıra boyunca sık iğne - 24Sıra 7: (1 eksilt, 2 sık iğne) bunu sıra boyunca tekrarlayın - 18
Sıra 8: (1 eksilt, 4 sık iğne) bunu sıra boyunca tekrarlayın - 15
Sıra 9-10: Sıra boyunca sık iğne - 15
Doldurmaya başlayın.
Sıra 11: (1 eksilt, 3 sık iğne) bunu sıra boyunca tekrarlayın - 12
Sıra 12-13: Sıra boyunca sık iğne - 12
Sıra 14: (1 eksilt, 2 sık iğne) bunu sıra boyunca tekrarlayın - 9
Sıra 15-21: Sıra boyunca sık iğne - 9 (Örerken doldurmaya devam edin. Not: İstediğiniz uzunluğa kadar örmeye devam edebilirsiniz.)
Kaydırma yaparak bitirin. Dikiş için ipi uzun bırakmakta fayda var.
Bu aşamada kafayı gövdeye dikebilirsiniz.
Kollar için, şönili iki uçtan ortaya doğru bükün. Kolların olmasını istediğiniz hizadan şönili gövdenin içinden geçirin. (Ben boynun bir sıra altından geçirdim) İstediğiniz uzunluğa göre şönili uzatıp, kısaltabilirsiniz. (Not: ben yeşil bir şönil kullandığım için uçlarını ellerinden dışarı çıkacak şekilde bıraktım. Böylece ellerinde de yapraklı bir görünüm elde edebildim.)
Kollar (2 tane):
Daha sonra dikişte kullanmak üzere ipi uzun bırakarak başlayın.
3 zincir, halka oluşturmak için ilk zincire batın. (Sihirli halka yaparsanız kolların genişliği şönilin etrafına geçirmek için fazla dar kalabilir. Yine de sihirli halka yapmak isterseniz açıklığı gevşek tutmakta fayda var)
Sıra 1: 1 zincir, halkanın içine 4 sık iğne - 4
Sıra 2-8: Sıra boyunca sık iğne - 4
Genişliğini denemek için kolu şönilin üzerine geçirin. Yeterli uzunluğa erişmemişse örmeye devam edin.
Yeterli uzunluğa eriştiğinde tekrar şönilin üzerine geçirin ve gövdeye dikin.
Diğer kol için aynılarını tekrar edin.
Yapraklar:
Kaç tane yaprak öreceğiniz tamamen size kalmış. İstediğiniz kadarını istediğiniz şekilde yerleştirebilirsiniz.
Yeşil ip ve 3-3,5mm tığ ile yaprak oluşturmak için 5 zincir çek ve ilk zincire bat. Bu kadar.
Yaprakların iplerinin iki ucundan Groot'un istediğiniz yerine dikin. İpleri daha ince bir tığ yardımıyla gizleyin.
Büzgülü gövde görüntüsü:
Ağaç gövdesi dokusu izlenimi vermek için istediğiniz uzunlukta bir ya da birkaç zincir oluşturup gövdenin etrafına dikebilirsiniz. Bu kısım tamamen size kalmış.
Bitirici dokunuşlar:
Siyah nakış ipiyle yüze bir gülümseme işleyin.
İsterseniz Bebek Groot'unuzu küçük bir saksıya yerleştirebilirsiniz. Ağacın dik durmasını sağlamak için saksıya küçük taşlar doldurabilirsiniz.
Anlamadığınız bir şey olduğunda alta yorum bırakabilir ya da Instagram üzerinden mesaj atabilirsiniz.
İyi günlerde kullanın!
Not: Şemanın orijinal yazarı Twinkie Chan, Baby Groot ve Galaksinin Koruyucuları'nın hakları Marvel'a ait olması sebebiyle bu şemadan oluşturulacak olan oyuncakların yalnızca kişisel amaçlarla kullanılmasını, herhangi bir şekilde parayla satılmamasını tavsiye etmiştir.