Showing posts with label kartpostal. Show all posts
Showing posts with label kartpostal. Show all posts

Yeni başlayanlar için kartpostal

Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba! Son zamanlarda "Kartpostal nasıl yazılır?", "Kartpostal göndermeye nereden başlayabilirim?" gibi sorular alıyorum. Bloga dönüş için "Yeni başlayanlar için kartpostal" yazısından daha güzel bir şey olamazdı sanırım. 

O halde kartpostal nasıl gönderilir bilmeyenler için ya da daha önce hiç kartpostal yazıp göndermemiş kişiler için bilinmesi gerekenlere bir göz atalım.

Bilindiği üzere, kartpostallar çeşitli ebatlarda olabileceği gibi çoğunlukla 10cm x15cm ebatlarında ön yüzü bir görsel içeren, arka yüzü ise yazı yazmaya ayrılmış kartlardır. Kartpostallar zarf içerisinde ya da tek başına olmak üzere iki şekilde gönderilebilir.


Kartpostalın doğasına aykırı olmakla birlikte, zarf içerisinde göndereceğiniz kartı arka yüzünü istediğiniz notu yazdıktan sonra zarfa koymanız ve zarfın üzerine de alıcının adresini yazmanız yeterli. Elinizde pul yoksa zarfı postane gişesine uygun tarife ücreti karşılığında teslim edebilirsiniz. Elinizde tarife ücreti karşılığında pul varsa, bunları zarfınıza önceden yapıştırdığınızda postanelerde ayrıca bir ücret ödemeniz gerekmez. 

Gelelim en yaygın kartpostal gönderme şekline... Kartpostalın boş olan arka yüzünü istediğiniz şekilde doldurduktan sonra, tarifeye uygun ücrette pul ekleyerek tek başına gönderebilirsiniz. Evet, kartpostallar hiçbir koruyucu malzeme ya da zarf içerisinde olmadan, olduğu haliyle alıcısına iletilebiliyor. Peki kartpostalımızın arka yüzünü doldurmak için nelere dikkat etmemiz gerekiyor? Gelin yukarıda ön yüzünü gördüğünüz bir örnek üzerinden anlatalım. 



Kartpostalların arka yüzü tamamen boş olabileceği gibi, yazı alanı iki sütun olarak da karşımıza çıkabiliyorlar. Bunun nedeni, yüzeyin sol kısmına iletmek istediğimiz mesajın, sağ tarafına da kartın alıcısının adresinin yazılması gereği. Örnekte de görebileceğiniz gibi sol tarafa alıcının okumasını istediğiniz mesajınızı yazmanız gerekiyor. Tahmin edebilirsiniz ki, silinmeyecek bir kalemle ve okunaklı bir şekilde yazmak çok önemli. Ayrıca kartınızı zarfa koymayacağınız için, yazacağınız mesajı yolda postacıların da okuma ihtimalini göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu aşamada tarihi yazmayı da unutmamalısınız. 

Yüzeyin sağ tarafına ise alıcının adı soyadı ve adresi yazılıyor. Bu kısmın okunaklı olması kartın adrese ulaşabilmesi için çok önemli. Adresin üzerinde pulun sığabileceği bir boşluk bırakmayı unutmamalısınız. Çünkü pul genellikle kartın sağ üst köşesine yapıştırılıyor. Bazı kart şablonlarında yukarıdaki örnekte olduğu gibi pul için ayrılmış bir bölüm çizili olabiliyor. 

Gelelim pul konusuna... Kartpostalların pullu olarak gönderilmesi çok önemli. Kartpostal camiasından bir arkadaşımız "Pulsuz kartpostal, tereyağsız İskender gibidir!" demişti. Bir Bursalı olarak kesinlikle katılıyorum. Kartpostalınızı pulsuz bir şekilde göndermeniz teknik olarak mümkün. Kartınızı yazmayı bitirdikten sonra postaneye götürdüğünüzde gişedeki memur size ödemeniz gereken tutarı söyleyecektir. Ancak pul yapıştırılmasını talep etmezseniz kartpostalınız makineden geçerek üzerinde yalnızca gönderdiğiniz tarihle alıcıya iletilecektir. Ancak kartpostalı kıymetli yapan, kişiye özel yazılmış bir gönderi olmasının dışında, üzerindeki pul sayesinde gönderildiği yeri ve dönemi de yansıtan ölümsüz bir parça olmasıdır. Gişedeki memura pullu göndermek istediğinizi lütfen belirtin. Size, "Pul yok!" demeleri halinde, "Hiç mi yok?" diye sormaktan çekinmeyin. Bana güvenin. 


Eğer sık sık kartpostal göndereceğinizi düşünüyorsanız merkezi sayılabilecek büyük postane gişelerinden ya da www.filateli.gov.tr adresinden pullarınızı önceden alabilir, kartlarınızı yazdıkça pulları kendiniz yapıştırabilirsiniz. Bunun için güncel posta tarifesini bilmeniz ve pullarının doğru tutarda olmasına dikkat etmeniz gerekli. Aralık 2020 itibarıyla kartpostal tarifesi yurt içi için 3TL, yurt dışı için 6,5TL. Örneğin yurt içine göndereceğiniz bir kartın üzerine bir adet 3TL değerinde pul yapıştırabileceğiniz gibi üç adet 1TL değerinde pul da yapıştırabilirsiniz. Pulları kendiniz yapıştırıyorsanız postanede ayrıca bir ücret ödemezsiniz.

Dilerim açıklayıcı olabilmişimdir. Tarih, mesaj, pul ve adres konusuna dikkat ettiğiniz sürece kartın boş kalan yerlerini renkli bantlar veya çıkartmalarla süslemek serbest! 


InCoWriMo ile 28 gün mektup!

InCoWriMo yani International Correspondence Writing Month, karşılıklı yazışmanın zirveye ulaştığı, bir aylık bir etkinlik. Mektuplaşma ve kartpostallaşmayı yaygınlaştırmayı ve elle yazılmış mektubun zevkini aşılamayı hedefleyen bu etkinlikte Şubat ayı boyunca her gün bir mektup, kartpostal, ufak bir not vb. yazmak ve postalamak gerekiyor. Kulağa oldukça zor gelmekle birlikte bir o kadar da cezbedici, değil mi?

Tek bir kişiye 28 ayrı mektup yazabileceğiniz gibi; her gün ayrı birine, ayrı bir yazılı parça göndermeniz de mümkün. Önemli olan ay sonunda 28 ayrı el yazısı parça ortaya çıkarmış olmanız.

Yeteri kadar ilginizi çekebildiysem, öncelikle InCoWriMo2018'in websitesine bir göz atmanızı öneririm. 28 tane mektubu nasıl yazacağınızı ya da kime yollayacağınızı düşünüyorsanız, sitede Şubat ayı sonuna kadar her gün yenilenen bir adres defteri mevcut olacak. İngilizce bilenler için seçenekler oldukça fazla. Türkçe mektup veya kartpostallarınız içinse Postcrossing Türkiye harika bir grup. Bence başlamaya karar verdikten sonra 28 adrese karar vermeniz pek zor olmayacaktır.

Yeni yılla birlikte PTT tarifelerine gelen zamdan bahsettiğinizi duyar gibiyim. Evet, çok haklısınız! İtiraf etmeliyim ki ben de sabahtan beri kaç liralık pul satın almam gerektiğini düşünüyorum. Ekonomik olarak çok zorlanacağınızı düşünüyorsanız kuralları biraz esnetebilirsiniz. Mesela mektuplarınızı biriktirip daha seyrek aralıklarla gönderebilir veya InCoWriMo heyecanını bir araç olarak kullanıp kendinize daha küçük hedefler belirleyebilirsiniz. Önemli olan mektubu hayatınızda var etmeniz ve elle yazı yazmanın değerini bilmeniz.

Heyecanınızı paylaşmak isteseniz #InCoWriMo, #InCoWriMo2018 ve #InCoWriMoTurkiye etiketlerini kullanmayı unutmayın.

Mürekkebiniz bol, posta kutunuz dolu olsun!

Yeni yıl: Kartpostal için en güzel bahane

Yeni yıl yaklaşıyor ve başlıkta da yazdığı gibi yeni yıl, sevdiklerinize kartpostal yazmanız için en güzel bahane...

Geçen yıl yine bu zamanlarda postanede yaşadığım bir olay sonrası kartpostal yollamak üzerine bir yazı yazmıştım. Aynı şeyleri tekrar etmeyeyim diye dönüp okuduğumda, aslında biraz da aynı şeyleri tekrar etmek istediğimi fark ettim. Buraya tıklayarak okuyabileceğiniz yazıda şöyle demişim; "Genellikle yeni yıl için sevdiklerime kart atıyorum. Doğum günleri ya da başka zamanlarda da yolladığım oluyor ama yeni yıl sanki herkes için bir silkelenme ve tazelenme zamanı gibi geliyor bana. Dilek tutmak için bir bahane... Ben de onlara sevgimi göstermek için bu bahaneye ortak oluyorum." Yeni yıl, işte tam da bu sebeple kartpostal yollamak için en güzel bahane.

postcrossing.turkiye, Ikea ve UNICEF kartpostalları
Instagram profilimdeki rengarenk zarfları ve kartları görenlerden ara sıra sorular alıyorum. En sevdiğim soru da şu, "Pardon ama bir şeyi merak ettim, bu mektuplar nedir?" Aslında mektup mektuptur, posta postadır ama o sorunun altında yatan başka o kadar çok soru var ki... Kimi zaman, "Mektup mu kaldı?" demek istiyorlar aslında. Bazen de "Bu devirde bu kadar posta alışverişini nasıl yapabiliyorsunuz?" demek istiyorlar. Ama en çok da gözlerinin ışıldaması parmakları aracılığıyla telefonun diğer ucuna geçenlerin sorularını seviyorum. "Ben de yapabilir miyim? Nasıl başlarım?" demek istiyor aslında ve açık açık da soruyor birkaç mesaj sonra. Ben de her birine uzun uzun anlatıyorum, yeter ki parmakları ekrana mola verip biraz kalemle buluşsun...

Bu posta işine nasıl başlanır konusunu Mektuba Dönüş başlığı altında daha detaylı anlatmıştım. Bu yazı mektuptan ziyade yeni yıl tebriği için olacaktı ama girizgahı biraz uzun gibi oldu.

Yeni yılda birilerine kart atmak için aslında çok mektuplaşan ya da sürekli yazışan biri olmanıza pek gerek yok. "Seneye görüşürüz!" gibi çirkin bir espri yapan biri bile iyi bir dilekte bulunmak istiyordur aslında. Ama neden bu dileğimize biraz parıltı katmayalım ki? Belki karşınızdaki insana kocaman bir gülümseme hediye etmenize aracı olur. Yapacağınız tek şey, "İyi yıllar!" ya da, "Her şey gönlünüzce olsun!" dileğinizi kapıdan çıkarken seslenerek yapmak yerine kalemle bir kartpostalın üzerine yazmak.  Kartınızı elden verebileceğiniz gibi bir hediyeye de iliştirebilirsiniz. Ama pullu ve damgalı bir kartpostalın yeri her zaman başkadır...

Kartpostal yollamaya ikna olduğunuza göre, şimdi de bu kartpostalları nereden satın alabileceğinize bir bakalım...

Zincir kitapçılardan ziyade, yerel kırtasiyelerde şansımızı denemekte her zaman fayda var. İstanbul ya da Ankara'da yaşamayanlar için internet alışverişi her zaman için daha kolay olacaktır.

1- Öncelikle PTT'nin bu yılki yeni yıl kartlarının piyasaya sürüldüğünü bugün duydum. Bu kartpostalları PTT işyerlerinden ücretsiz olarak edinebilirsiniz. Ancak küçük şubelerde her zaman bulunmayabiliyor ama şansınızı deneyebilirsiniz.

2- UNICEF her yıl şahane yeni yıl ve Noel temalı kartpostallar üretiyor. Bunları tercih ederek hem yakınlarınızı sevindirebilir hem de UNICEF'e katkıda bulunabilirsiniz. UNICEF genellikle kapaklı türde kart üretiyor ve kartlar zarflarıyla birlikte geliyor. Son birkaç yıldır tercihimi bu kartlardan yana kullansam da bu yıl zarfsız olarak kart yollamak istediğim kişiler de olduğundan başka kartlara şans verdim.

UNICEF yeni yıl kartlarına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. (Zincir kitapçılarda UNICEF ürünleri bulunabiliyor)
Unicef kartları
3- Tchibo bu yıl yazdırmaya hazır yılbaşı ve hediye kartları hazırlayarak bunları kendi web sitesi üzerinden kullanıcılara ücretsiz olarak sunuyor. Detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz. Ayrıca kendi web siteleri üzerinden satın alabileceğiniz setler de mevcut. Geçen yıl renkli ve densensiz kartpostal setlerinden almıştım. Bu kartları, şuradaki gibi isteğime göre dekore etmek için kullanıyorum. Kaligrafi sevenlere tavsiye edebilirim.

4- Benim bu yılki kişisel tercihlerinden biri de Instagram'daki postcrossing.turkiye hesabı oldu. Satın aldığınız kartlar harika bir şekilde paketlenmiş olarak gönderiliyor. Kış temalı güzel kartlar mevcut ama diğer seçeneklere de göz atmanızı öneririm.

5- Bu yıl kartlarından alma şansı bulduğum diğer bir Instagram hesabı da postcard_kartpostal. Benim aldıklarım postcrossing'de kullanmak için Türk kahvesi temalıydı ama biraz nostalji yapmak isterseniz, hatırlayacağınızdan emin olduğum eski simli kartpostallardan da satıyorlar. Üstelik bu kartlar tükendikten sonra bir daha üretilmeyeceklermiş. Size güzel şeyler hatırlatıyorlarsa kaçırmayın derim.

Bonus: Ikea'da da uygun fiyatlı kartpostal, hediye etiketi vb. kırtasiye ürünleri bulunabiliyor. Göz atmakta fayda var.

Tüm dilekleriniz gerçek olsun! Mutlu, sağlıklı yıllar...

A post shared by Duygu (@rubyglinda) on


Bu yazıda adı geçen firmaların hiçbiriyle işbirliği yapılmamış, bahsedilen ürünlerin hepsi satın alınarak denenmiştir. 

Mektuba dönüş

Son zamanlarda, özellikle Instagram'daki posta yoğunluğum sebebiyle mektup ve kartpostallarla ilgili çok fazla soru almaya başladım. Mektup yazmaya nasıl başlayacağını bilmeyenlere, mektup arkadaşı nasıl bulunur diye merak edenlere ya da "postcrossing" nedir diye düşünenlere biraz yardımcı olmak istiyorum.

Benim için mektup çocukluk yıllarımda, tam anlamıyla uzakta olma haliyle önem kazanmıştı. O zamanlar mektup, benim için hobiden ziyade hayatımdaki en önemli iletişim aracıydı. Zamanla tahmin edileceği üzere teknolojinin olanakları daha cazip hale geldi ve herkesin hayatında olduğu gibi benim de mektuplarım azalarak bitti. 

Sonra ne olduysa yine teknoloji sayesinde oldu ve yurtdışında yaşayan bir arkadaşımın başkalarıyla mektuplaştığını gördüm. Mektuplu paylaşımlarını ne kadar imrenerek izlediğimi fark ettiğim gün oturup ona bir mektup yazdım ve o günden beri sürekli mektuplaşıyoruz. Üzerinden üç yıl geçtiğini şimdi farkediyorum. 

Unutmayın ki, gündelik yaşamınızın çok büyük bir kısmını sosyal ağlarda geçiriyor olsanız bile arkadaşlarınızla derinlemesine bir iletişiminiz olmuyor. O yüzden özellikle yakınınızda olmayan ve devamlı olarak yüz yüze görüşmediğiniz bir arkadaşınıza mektup yazarak başlayabilirsiniz. Hele ki somut bir şeyler paylaşmaktan zevk alan ve biraz olsun kırtasiye sevgisi olan birinden karşılık alma şansınız bir hayli mümkün. 

Tanımadığınız biriyle mektup arkadaşı olmanız da mümkün. Ben de bu fikre henüz yeni ısınmaya başladım. Şu an Instagram üzerinden tanıştığım üç yeni mektup arkadaşım var. İngilizce biliyorsanız ya da dilinizi ilerletmek istiyorsanız yabancı bir mektup arkadaşı bulmanız çok daha kolay. Instagram'daki #penpalswanted, #penpalsofinstagram, #penpalsaroundtheworld etiketleri üzerinden mektup arkadaşı arayan kişileri görebilir ve iletişime geçebilirsiniz. Ya da Facebook'ta "snail mail", "pen pals", "happy mail" gibi aramalar yaparak çeşitli gruplar bulabilirsiniz.

Mektup yazmadan önce posta alışverişine ısınmanın bir yolu ise kartpostallaşmak. Postcrossing sistemi ise bu iş için ideal. Bunun için önce postcrossing.com sitesinden bir hesap oluşturmanız gerekiyor. Daha sonra "Send a postcard" linkine tıkladığınızda sistem size rastgele bir üyenin adresini ve kartpostala eklemeniz için bir kod veriyor. Bu kodu kartpostala yazmanız önemli, çünkü ancak kartı yolladığınız kişi üzerindeki kodu sisteme yüklediği zaman sistem sizi bir alıcı olarak tanımlayabiliyor. Kod sisteme tanımlandığında, bu kez sizin adresiniz bir başka kullanıcıya veriliyor. Dolayısıyla yolladığınız kartpostal sayısı kadar kartpostal alabiliyorsunuz. 

Postcrossing pek fazla İngilizce bilgisi gerektirmese de, kartpostalların üzerine yazacak şey bulamamaktan çekinirseniz Postcrossing Türkiye Facebook grubuna da katılabilirsiniz. 

İngilizce sorunu olmayanlar için gezen posta (travelling mail) çok iyi bir alternatif. Gezen postayı uzun uzun anlattığım yazıya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. 

Buraya kadar okumuş olmanız bile mektup fikrinin sizi ele geçirdiğini gösteriyor. Başlamak için ihtiyacınız olan yalnızca biraz cesaret. Sonrasında kendinizi bambaşka bir dünyada bulacağınızdan şüpheniz olmasın. 

Kartpostalların seyahati: Travelling mail

Bu aralar kartpostallar, zarflar ve pullarla her zamankinden çok meşgul durumdayım. Bu yüzden de "Travelling mail nedir?" sorusuna maruz kalıyorum.

Travelling mail aslında tam anlamıyla gezen ya da seyahat eden posta anlamına geliyor. Bu tür postanın rotası tek bir göndericiden tek bir alıcıya değil, zincirleme olarak devam ediyor. En yaygın şekli travelling postcard, yani gezen kartpostal. Gezen posta, not defteri ya da zincirleme mektup gönderilerinden de oluşabiliyor. Kartpostalınızın rotası önceden belirlenebileceği gibi, mektup arkadaşlığı/snail mail/travelling mail gruplarında paylaşıldıkça da şekillendirilebiliyor.

Ben bu konudan My Green Cow aracılığıyla haberdar oldum ve Facebook'taki Travelling Mail grubuna katıldım. Bu grupta, herhangi bir üye seçtiği bir kartpostalın fotoğrafını grupta paylaşıyor. Kartı talep ettiğini ilk belirten yorum sahibi adresini özel mesaj yoluyla kart sahibine iletiyor. Alıcı kartı aldığında üzerine adını, yaşadığı yeri ve tarihi yazarak başka bir alıcıya yollamak üzere grupta tekrar paylaşıyor. Bu şekilde kart, üzerinde yazılacak yer kalmayana kadar dolaşımda kalıyor. Tüm bunlara ek olarak, genellikle zarfın içine bazı ufak tefek hediyeler de ekleniyor. Bunlar not kağıtları, küçük çıkartmalar ya da washitape/kağıt bant numuneleri olabiliyor.


Gruba üye kabulü belli aralıklarla ve biraz katı bir şekilde yapılıyor. Ben grubu bir süre takip ederek aşina olduğum kişilerden kartpostal talep ettiğim ve iş adresimi kullandığım için rahatım. Eğer bu sürece dahil olmak istiyorsanız ama güvenlikle ilgili çekinceleriniz varsa PTT'nin posta kutularından kiralayarak posta kutunuzun adresini kullanabilirsiniz.

Mektuplaşma ve geleneksel posta hayatımın her evresinde yer aldı. Travelling mail/gezen posta da benim zarflarla, pullarla ve başka kırtasiye malzemeleriyle ilgilenmem için gerekli bahaneyi yaratmış oluyor. Dahası, amacı yalnızca birbirini mutlu etmek olan bir sürü yeni insanla iletişim kuruyor, karamsarlık anlarında ihtiyacım olan bir nefeslik boşluğu burada buluyorum. Üstelik beğenerek aldığım ve arkası bomboş duran kartpostallarım da değerlenmiş oluyor.


İyi yolculuklar!

Sevmek zamanı

El işini, iğneyi, ipliği, kağıdı, kalemi seviyorum. Bir şeylerle uğraşmayı, üretmeyi, bunları üretirken gözüme güzel görünecek şekilde süslemeyi... Mektup da bunun bir parçası. Ama mektup tek taraflı bir şey değil. Mektuplaşmak değil bahsettiğim, zaten bunu karşılık bekleyerek yapmıyorum. Kağıtla, kalemle, renkli bantlarla, çıkartmalarla uğraşırken hedefinde bir insan olmasından çok daha fazla zevk duyuyorum.

Genellikle yeni yıl için sevdiklerime kart atıyorum. Doğum günleri ya da başka zamanlarda da yolladığım oluyor ama yeni yıl sanki herkes için bir silkelenme ve tazelenme zamanı gibi geliyor bana. Dilek tutmak için bir bahane... Ben de onlara sevgimi göstermek için bu bahaneye ortak oluyorum.

Bugün postanedeki memur bana "Anaokulunda mı çalışıyorsunuz?" diye sordu. Bu soru yüzünden şimdi oturdum, bunu yazıyorum.

Hayır beyefendi. Üniversitede çalışıyorum. Öğrencilerim minik çocuklardan değil, kıllı yetişkinlerden oluşuyor ve bu, mektuplarımın üzerine renkli bantlar yapıştırmama engel olmuyor. Çünkü ben ilkokul çağından büyük insanları da seviyorum. Benim de insanlığa olan umudumun azaldığı dönemler oluyor ama bazı insanlara karşı sevgim hiç azalmıyor. Sevdiklerim için masa başında tek tek zarf hazırlayabiliyorum. Fihrist kullanmıyorum mesela çünkü aklımın bir köşesinde onlara kalıcı bir yer ayırabiliyorum.

Tamam, cicili bicili şeylerden başkalarına göre daha fazla hoşlanıyorum belki ama hiçbir kitabı kapağına bakarak değerlendirmiyorum. Bazı yazarları çok seviyorum mesela... Bir kitabı imzalatabilmek için onu başka bir ülkeye bile taşıyabiliyorum.

En sevdiğim filme, en sevdiğim şarkıya tekrardan vakit ayırabileceğim bir bahanem olması günümü bambaşka bir hale sokabiliyor.

Kısacası beyefendi, mükemmel bir insan değilim ama sevmeyi biliyorum. İnsanların benimle ilgili ne düşündüğüyle ilgilenmiyorum. Sadece sevdiğim gibi yaşıyorum.

Bu ülke, insanların kendilerinden başka hiçbir şeyi sevmemelerinden dolayı bu halde. İnanın ki çok sevdiği bir filmi, bir kitabı, bir uğraşı olan insandan kimseye zarar gelmez. Hiçbir şeyi sevmeyen, takım tutarken bile karşı tarafa olan düşmanlığından beslenen insanlardan da hiçbir şey beklenmez.

O yüzden siz de bir şeyleri sevin.


Yeni yıl başlamış bile...

Renklerden, yumaklardan, notalardan uzak durmak zorunda olmak canımı sıkmaya başladı. Umarım yakında muhteşem bir dönüş yapabilirim. O zamana kadar siz yılınızı güzel yaşamaya devam edin. Bunlar geçen aydan.




Yılbaşı kutlamaları pullanıp uçmadan önce araya çok uzaklara uçacak hakiki bir Noel kutlaması da sıkışmış. Tüm dilekler gerçek olsun!